Risale-i Nur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Risale-i Nur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Tem 2012
19 May 2008
Risale aşılmayı değil açılmayı bekliyor

M. KARABAŞOĞLU: En başta, ‘iş icabı’ okuduğum bütün kitapları aynı zamanda ‘keyif alarak’ okuduğumu belirtmek isterim. Okuduğum her kitaptan birşeyler öğrendim; her bir okumamdan bir keyif aldım. Maamafih, okumak istediğim halde, ‘iş icabı’ okumalarımın yoğunluğu yüzünden henüz okuyamadığım uzunca bir liste de zihnimde ve kütüphanemde bekliyor.
Risale-i Nur dışında, haz duyarak okuduğum edebiyat metinlerine gelince; üniversite yıllarında Balzac’ı büyük bir keyifle okumuştum. 80’li yıllarda, üslub arayışım içinde, Roger Rosenblatt’ın İngilizce denemelerini dikkatle ve keyifle okudum. Sonra Goethe, Hâfız-ı Şirazî, Rilke, Eliot, Thoreau ve Hermann Hesse’yi keşfettim.
Sosyal bilimler alanında ‘iş icabı’ okumalarım o kadar yoğun idi ki, ayrıca bir ‘okuma’ya ayıracak zaman bulamadım. ‘İş icabı’ okuduklarım içinde ise
Harama Bakmak Unutkanlık Yapar
Risâle-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: "Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?"Ben de dedim:
Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var. İmam-ı Şâfiî'nin (ra) dediği gibi, “Haram-ı nazar, nisyan verir.”
Evet, ehl-i İslâmda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalâtla israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








